• Giriş Yap
  • Kayıt
 


Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Zamansız SEVGİ
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 405 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Zamansız SEVGİ  (Okunma Sayısı 405 defa)
Eylül 02, 2007, 01:39:54 ÖÖ
DRaGoN'in Bilgileri
DRaGoN
ERaGoN
Administratör
Hero Member
*




Cinsiyet Bay
Üye ID 13
Kayit Tarihi Ağustos 27, 2007, 11:27:00 ÖS
Nerden türkiye
Mesaj Sayisi 1091
Rep Puani
Karma: 211
Deneyimleri

Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü Itibar
Iletisim
Çevrimdışı Çevrimdışı


Üniversiteli delikanlı Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. Okul salonundaydı maç. Tribünsüz,minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece.. O kadar yakındılar.. Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda.. Hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini.. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler.. Kız gülümsedi.. Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda.. Kız onu tanımış olmalıydı. Kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı.. Belki de delikanlı öyle olması delikanlı öyle olması gelmişti.. Set değişip, takım karşıya gidince, delikanlı da yerini değiştirdi, o da karşıya gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerine dondu.. Kız da gidiş gelişleri fark etmişti galiba.. Bir defa daha gülümsedi Manidar.. "anladım" der gibi bir gülümseyişti bu.. Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü.. Pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canim, o dünyalar şirini kızı görmek için.. Delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu.. Dahası.. Ankara Koleji'nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir kez daha görmek için.. Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı.. Bir defasında, yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü.. O gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılımı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı kız bu defa, iyice gülmüştü.. Karşısında, sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce.. Delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. Arkadaştılar. Sonunda bütün cesaretini topladı, kaptana açıldı..  O kızdan fena halde hoşlanıyordu. Galiba kız da ona karşı boş değildi. Bir  yerde, bir şekilde tanışmaları gerekiyordu.. O zamanlar, bu işler böyle ol! uyordu çünkü.. Kaptan "tabi" dedi.. "bu hafta sonu güzel bir konser var.  Biz onunla gitmeye karar vermiştik zaten. Sende gel. Hem konseri birlikte  izleriz, hem de tanışırsınız.." "Mutluluk iste bu olmalı" diye düşündü  delikanlı.. "Mutluluk işte bu.." Ve konser gününe kadar geceleri hiç  uyuyamadı.. Konser gününü de hiç ama hiç unutmadı.. O ne heyecandı öyle..  Konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar.. El sıkıştılar.. O güzel  ele dokunduğu anı da hiç unutmadı delikanlı.. Kaptan, salona  girdiklerinde,ustaca bir manevra daha yaptı. Delikanlı ile dünyalar şirini  kız yan yana düştüler. İnanamıyordu delikanlı.. Onunla nihayet yan yana  oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu.. Biraz önce  tanışırken tuttuğu el, bir karış ötesinde öylesine duruyor,  delikanlı,sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken -o an dünyanın  bütün şarkıları dünyanın en romantik şarkısıydi ya- o eli tutmak için  öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki içinde.. Ama uzatamıyordu işte elini.. Her şey böyle iyi giderken, yanlış bir  hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki.. Sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi, uzandı.. Kolunu kızın  koltuğunun arkasına koydu.. Kızın omzuna değil.. Koltuğun üzerine.. Sonra  kız arkaya yaslandı.. Bir kaç sac teli, delikanlının elinin üzerine  dokundu.. Kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu artık genç adamın..  Dünyalar şirini kızın saçları eline dokunuyordu çünkü.. Konserden çıkarken,  kız, şakalaştı.. "sizi her maçımızda görüyoruz. Alıştık nerdeyse.. Yarın Adana'da maçımız var.. Gözlerimiz sizi arayacak.." Hayır,  aramayacaktı.. Delikanlı o anda kararını vermişti çünkü.. Cebinde onu  otobüsle Adana'ya götürüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de Adana  kebap yedirecek kadar para vardı.. Gece yarısı kalkan otobüse bindi.. Sabah  erkenden Adana'ya indi. Maç saatine kadar başı boş dolaştı. Salona erkenden  girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu..! Takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu. Maç falan  değildi sebep tabii.. İlk sette kız farkında bile değildi onun.. Nerden  olsundu ki.. İkinci sette öbür tarafa gittiler.. Döndüklerinde, üçüncü  sette kız fark etti delikanlıyı.. Yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifade,  biraz mutluluk, birazda gurur vardı sanki.. Ankara'nın hele Kolejde çok  popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiğini bilmenin gururu..  Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garajlara gitti. Tek kelime konuşmadan.. Konuşmaya  gelmemişti ki.. Kız "keşke orada olsaydın" demişti. O da olmuştu iste..  Hepsi o.. Ona o kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında.. Bir gün  üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladı.  Daha doğrusu bir şiirden alınmış bir dörtlüğe.. Söylemek istediği her şey  bu dört satırda vardı sanki.. Bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı..  Öğleden sonrayı zor etti, Kolejin önüne gitmek için.. Kızın karşıdan  geldiğini gördü. Koşarak yanına ! gitti. "Bu sana" diye kartı eline tutuşturdu ve kayboldu ortadan .. Kız,  Necip Fazıl ' ın dört satırını okurken..  "Ne hasta beklerdi sabahı Ve ne genç oluyu mezar Ne de şeytan bir günahı Seni beklediğim kadar!.."  Ertesi gün öğleden sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde Kolejin  önündeydi gene.. Kız karşıdan geliyordu.. Bu defa yanında arkadaşları yoktu. Yalnızdı.. Yaklaştığında işaret etti delikanlıya..  Gözlerine inanamadı genç adam.. Onu yanına mı çağırıyordu yoksa.. Evet,  çağırıyordu işte.. Kalbinin duracağını sandı yaklaşırken.. "Sana bir şeyler  söylemek istiyorum" dedi kız.. Oda heyecanlıydı, belli.. "Bak iyi dinle..  Dünkü satırlar için çok teşekkürler.. Herhalde hissettin, bende senden  hoşlanıyorum. Ama senden evvel tanıdığım birisi daha var. Ondan da  hoşlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden daha çok hoşlandığıma..  Ve de su anda, onu terk etmem için bir sebep yok." "O zaman karar  verdiğinde ve de eğer seçtiğin ben olursam, hayatında başka kimse olmazsa,  ara beni" dedi, delikanlı ikiletmeden.. Ayrıldı kızın yanından.. Bir daha  voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolunda önüne çıkmadan.. Bir daha  onu hiç görmeden.. Yıllarca sonra Levent'in söyleyeceği şarkıda ki ! Sezen 'in sözlerini o zaman biliyordu sanki. Aşk onurlu olmalıydı.. Günlerce, haftalarca, aylarca  bekledi.. Tıpkı, kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi.. Hastanın sabahı,  şeytanın günahı beklediği gibi bekledi..Heyecanla bekledi. Hırsla, arzuyla  bekledi. Umutla, umutsuzlukla bekledi. Bazen öfkeyle bekledi.. Ama  bekledi.. Başka hiç kimseye bakmadan, başka hiç kimseyi bulmadan bekledi.  Bir gün bir şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu.. İki dörtlüktü şiir..  İlki kıza verdiği.. Bir ikinci dörtlük daha vardı o kadar.. O dörtlüğü de  bir kartın arkasına dikkatle yazdı.. Cebine koydu.. Bekleyiş sürüyor,  sürüyordu.. Okullar kapandı, açıldı.. Aylar, aylar geçti..Bir gün delikanlı  kızı aniden karşısında gördü.. "Günlerdir seni arıyorum" dedi. "Günlerdir  seni arıyorum. İşte sana haber.. Artık hayatımda hiç kimse yok!.." "Yaa"  dedi delikanlı.. "Yaa" dedi sadece.. Kalbi heyecandan ölesiye çarparken,  aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağzından sadece bu ses çıkmıştı.. "Yaaa!.." Cebinde artık iyice eskimiş kartı uzattı kıza.. "Sana bir şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya bir gün" dedi.. "Bu da sonu onun.." Sonra  yürüdü gitti, arkasına bile bakmadan.. Kız ikinci dörtlüğü oracıkta  okurken..  "Geçti istemem gelmeni Yokluğunda buldum seni. Bırak vehmimde gölgeni Gelme artık neye yarar!.."  Aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. Delikanlı bugün hala  düşünüyor.. O uzun, çok uzun bekleyiş mi öldürmüştü aşkını?. Ya da >beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıştı ki,  artık yasayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı.. O sevgilinin kendisi bile.. hayalindekini canlı tutmak için mi, canlısını silmişti yani?.. Ya  da.. Ya da.. Bir şiirin romantizmine mi kapılmış, bir delikanlılık jesti  uğruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp gitmişti, acaba? Delikanlı bu soruların yanıtını bugün hala bilmiyor.. Bilmediğini de  en iyi ben biliyorum.. Çünkü, delikanlı, bendim!..
Logged







Google Words: Zamansız SEVGİ Dosyasi, Zamansız SEVGİ Belgesi, Zamansız SEVGİ Programi, Zamansız SEVGİ Oyunlari, Zamansız SEVGİ Download, Zamansız SEVGİ Resimleri, Zamansız SEVGİ Hikayeleri, Zamansız SEVGİ Haberleri, Zamansız SEVGİ Indir, Zamansız SEVGİ Yükle, Zamansız SEVGİ Videosu, Zamansız SEVGİ Arsivi, Zamansız SEVGİ Albümü,
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Otomatik Tag
Zamansız SEVGİ, Paylasim, Oyun, Torrent,Zamansız SEVGİ, Film, Eglence, Haberler, Kissadan Hisse, Zamansız SEVGİ, Dizi, komik, Mevlana, Din, Islam, Zamansız SEVGİ

Gitmek istediğiniz yer:  





 


MySQL |  PHP |  Valid XHTML |  Valid CSS